Almanya, AB-Türkiye mülteci mutabakatını uygulamak için yeni bir düzenleme çıkardı. İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan düzenlemeyle, mutabakat kapsamında 2019 yılında Türkiye’den 6 bin Suriyeli sığınmacı alınması planlanıyor.

Federal İçişleri Bakanlığı tarafından eyaletlere gönderilen yazıda, 18 Mart 2016 tarihli AB-Türkiye mutabakatının önemi vurgulanırken, hükümetin bu mutabakattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edeceği kaydedildi.

Yazıda, mutabakatın, yasa dışı göçün önlenmesi, insan kaçakçılarına darbe indirilmesi ve uluslararası korumaya muhtaç sığınmacıların yasal yollarla Avrupa’ya kabul edilmesine katkı sağladığı vurgulandı.

İçişleri Bakanlığı hazırladığı düzenlemede, Türkiye’den Almanya’ya kabul edilecek Suriyeli sığınmacılara ilişkin kriterleri belirlerken, 2019 yılı boyunca, her ay en fazla 500 sığınmacı almayı planladığını ifade etti.

Almanya’nın Türkiye’den alacağı 6 bin sığınmacı için çıkardığı düzenlemede, bu konudaki süreç ve kriterlere de yer verdi. Kabul edilecek kişilerin, mümkün olduğu ölçüde Almanya’ya uyum sağlayabilecek kişiler olmaları, Alman makamlarının bu konuda karar verirken bu kişilerin eğtim durumu, iş tecrübesi, dil bilgisi, dini aidiyeti ve daha genç yaşta olmaları gibi özelliklerin dikkate alınması isteniyor.

Ağır hastaların da kabul edilebileceği ancak bunun mutabakat kapsamında Almanya’ya kabul edilenlerin yüzde 3’ünü aşmaması gerektiği ifade ediliyor.

Düzenlemeye göre sığınmacıların sağlık taraması Türkiye’de, Uluslararası Göç Örgütü tarafından yapılıyor. Bu kapsamda akciğer röntgeni çekildiği, HIV, Hepatit B, Hepatit C, Sifilis testlerinin yapıldığı, sağlık taramasının su çiçeğinin yanı sıra kabakulak, Hepatit A, kızıl gibi bulaşıcı hastalıkları da kapsadığı kaydediliyor.

Almanya’da suç sayılan eylemlerden ceza alanlar, suç örgütleri veya terör örgütleri ile bağı olanlar ya da bağı olduğu konusunda güçlü şüphe duyulan kişiler sığınmacı olarak alınmayacak.

Türkiye’den kabul edilecek Suriyeli sığınmacıların dosyaları incelenirken, bu kişilerin herhangi bir şekilde halklar arasında karşılıklı anlayışa, halkların barışçıl bir şekilde birlikte yaşamasına karşı girişimlere destek verip vermedikleri de dikkate alınacak, bu tür girişimlere destek verenler sığınmacı olarak kabul edilmeyecek.