Avusturya’da İslam karşıtı ırkçı söylemler giderek artıyor

İnsan hakları üzerine çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşu SOS Mitmensch, Avusturya’da video konferans yöntemiyle düzenlemiş olduğu basın toplantısında, “2020 Avusturya Siyasetinde Müslüman Karşıtı Irkçılık Raporu”nu kamuoyuna bildirdi. Sivil toplum kuruluşunun Basın Sözcüsü Alexander Pollak, basın toplantısında yaptığı bu konuşmada, 2020 yılında 2019 yılına yıla göre ülke siyasetinde Müslümanları hedef gösteren ırkçı söylem ve kampanyaların artarak 2 katına çıktığını belirtti. Avusturya’da Müslümanları hedef gösteren ırkçı söylemlerin birçok kişi veya siyasi partilerce yapıldığını söyleyen Pollak, “Avusturyada 2020’de olduğu kadar Müslümanlara yönelik bu denli yoğun siyasi kışkırtmayı daha önce yaşamamıştık.” dedi. Hükümet ise ülkede artan ırkçılık ve İslam karşıtlığını hiçbir şekilde gündemine almazken, bu alanda çalışma yürüten kuruluşlara da herhangi bir destekte bulunmadı. Pollak, koronavirüs salgınını kullanarak Müslümanların hedef alındığını işaret ederken, siyasi partiler ve kişiler tarafından Müslümanlara yönelik ırkçı söylemler için Covid-19’un araç haline getirildiğini de vurguladı.

Avusturya’da İslam karşıtı söylemlerin artmasında siyasetçilerin de payı var

Polak, Avusturyalı siyasetçilerin kullandığı dilin, halkın üzerinde olumlu ya da olumsuz önemli boyutta etkisi bulunduğunun altını çizdi. Bu konu üzerine yapılan bir ankette, anket sonucunda halkın yüzde 35 oranla Müslümanlara yönelik olumsuz görüşlere sahip olduğu, yüzde 40’ının ise kendilerinin Müslümanlarla eşit haklara sahip olmaması gerektiğini savunduğu ortaya çıktı.

“Müslümanlar hedef alındı”

Sosyal Bilimci Dr. Judith Kohlenberger ise katıldığı basın toplantısında, salgının İslam’a yönelik komplo teorilerini güçlendirdiğini söyledi. Müslümanların ötekileştirme amacıyla kullanılmaya çalışıldığını ifade etti. Kohlenberger, rapordaki ırkçı ve ötekileştirici söylemlerle ilgili, “Tatil dönüşü Balkanlardan gelenlerin günlük vaka sayılarını artırdığı”, “Türklerin düğünlerinde kurallara uymadığı”, “İktidarın ramazan ayına göre kısıtlamaları kaldıracağı” gibi gerçek dışı karalama kampanyalarında ırkçıların Müslümanları hedef alındığını dile getirdi. Müslümanlara yönelik ırkçı saldırıların, gerçekleşen terör saldırısıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Irkçılık Karşıtı Çalışma ve Sivil Tepki (ZARA) derneği yetkilisi Caroline Kerschbaumer, Müslümanlar’ın suçlandığını, başörtülü kadınların her yerde saldırganların hedefinde olduğunu ifade etti. Kerschbaumer aynı zamanda, yapılan terör saldırısı sonrasında yaklaşık 15 gün içinde 90’nın üzerinde İslam karşıtı ırkçı saldırının da kayıt altına alındığını belirtti. 10. Bölge Belediye Encümen Azası siyasetçi Muhammed Yüksek’in, belirli siyasi çevreler tarafından düzenli olarak Müslümanlar hakkında sarf edilen ırkçı, nefret içerikli söylemin, daha çok gençler üzerinde olumsuz etkilere yol açtığı, yabancı kökenli gençlerin ülkeye dair aidiyet duygusu besleyemediği ifadeleri arasında yer aldı. Yüksek aynı zamanda şunları da söyledi: “Belirli siyasi çevreler, Müslüman ya da yabancı kökenli çocuklar üzerinden siyaset yapıyor. Bu durumun çocuklar üzerinde olumsuz yansımaları oluyor, Avusturya’ya yönelik aidiyet duyguları zedeleniyor. Bu çocuklar 15-16 yaşlarına geldiğinde bu kez aynı çevreler ‘Bunlar kendilerini Avusturyalı olarak görmüyor’ diye suçlamada bulunuyor. Bu siyasi söylem, bizim çocuklarımızın aidiyet duygusunu sömürüyor.”

avusturya müslüman ırkçılık